Tomb Raider Forum
Ocak 07, 2009, 03:06:38 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Profil Yorumlama Özelliği Eklenmiştir.
http://www.tombraiderclup.org/forum/index.php?topic=2981.0
 
   Ana Sayfa   Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Efsane gemi Titanik  (Okunma Sayısı 356 defa)
marchen

Çalışkan Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 96



« : Haziran 29, 2008, 04:53:17 ÖS »

uzun bir yazı ama okuduktan sonra şok olacaksınız...kendinizi biraz kasın ve yazıyı okuyun gerçekten sürükleyici...

Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik, herkes tarafından bir deniz faciası
nedeniyle tanınır oysa dev yolcu gemisinin ardında inanılmaz bir gizem saklı.
Titanik’in akıl almaz öyküsünü sunarken uyarıyoruz. Bir düşünün, Titanik’i batıran
gerçekten bir buz dağı mıydı?

Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisini yaptığını bilmiyordu.
Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı; Morgan Robertson´du, Amerikalıydı, 1861
´de doğdu, gençken denizcilik yaptı, sonra ise bir elmas eksperi oldu ve New
York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü okudu ve yazar olmaya
karar verdi. İlk öyküsü 25 $´a satıldı, daha sonra yazdığı 10 öyküden ise 1000 $
kazandı. Yazmak ona artık kolay ve kazançlı geliyordu. 1897 yılının bir kış
gecesinde 24.Caddedeki dairesinde yeni bir deniz öyküsü yazmayı planladı. Bu bir
uzun öykü olacaktı.

Hayali “Titan Kazası”
Hayalinde dev bir yolcu gemisi vardı, asla batmayan bir gemi. Bir aşk teması
üzerine kurulu olan öykünün kahramanları bu dev gemiye binip, İngiltere´den
ABD´ye gidiyorlardı ve aşk hikayesi dünyanın en lüks gemisinde sürecekti. Ama
öykünün hayali kahramanları beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve bir deniz
kazası batmaz denen gemiyi okyanusun dibine yollanacaktı. Robertson´un teması
buydu, oturup yazmaya başladı ve öyküye iki isim verdi; “Futility”yani “Nafile”
ve “Titan Kazası”… Evet, yanlış okumadınız; Titan… Şimdi beraberce
Robertson´un romanından bİr bölümü; “Titan”ın batış sahnesini okuyalım.

“Gözcü haykırdı; ´buzdağı! Birinci subay, kaptana haber verdi ve derhal makine
dairesine tornistan yani geri git emri verildi. Fakat dev gemi durmuyordu, hızını
kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen buzdağı yaklaşıyordu.
Aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların sesleri duyuluyordu. Sonra
buzdağı gemiye ulaştı, bu arada gemi ters çalışan pervanelerin gayretiyle yan
dönmüştü ama yetersizdi ve kaptanla yardımcılarının ç****iz bakışları arasında
buzdağı Titan´ın sancak tarafına çarptı. Darbe hafifti hatta pek hissedilmedi,
kaptan o anda ucuz atlattık diye düşünüyordu. Ama birkaç dakika sonra gemi
birden yan yattı, buzdağı asıl yarayı su kesiminin altında açmıştı, yara öldürücüydü
çünkü uğursuz buzdağı Titan´ın bordasını jilet gibi keserek, parçalamıştı.”
İnanılmaz kehanet gerçekleşiyor…
Ve Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap onu
çok daha sonra ölümsüz yapacaktı, dünyanın en çarpıcı ve en dehşet verici
kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınladığı dönem için aynen kitabın adı gibiydi
yani “Boşyere” Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda, başka bir gemi, asla
batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi Titanik, İngiltere’nin
Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize açıldı. Sonra, 1912 yılında 14
Nisan´ı, 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler arasından birden ortaya çıkan bir
buzdağı batmaz denen Titanik’in katili olacaktı. Yukarda okuduğunuz
Robertson´un romanındaki batış sahnesi aynen gerçekleşti. Sadece o kadar mı?
Bakın Morgan Robertson Titanik´den 14 yıl önce yazdığı romanında daha neleri
bilmişti; Robertson´un romanındaki Titan adlı gemi Southampton limanından yola
çıkıyordu ve 14 yıl sonra Titanik de aynı limandan yola çıktı.
Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248 metre,
Titanik 252 metreydi.

Daha da ötesi var;
Robertson´un romanındaki dev Titan, New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik´
de bir buzdağına çarparak battı ve işte inanılmaz ama gerçek; Talihsiz Titanik de
14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına
çarparak okyanusa gömüldü.
Ve her iki gemide de; yeterince cankurtan filikası yoktu; Robertson romanındaki
gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika vardı ve bu
yüzden can kaybı büyük oldu.
Sonra…Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu. Aynen
14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi… Robertson´un romanındaki Titan´da ise 1500
kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e 2224 kişi binmişti.
Aynı asla batmaz denen gemi,
Aynı yerden aynı yere yolculuk,
Aynı tarihte, aynı yerde kaza,
Aynı buzdağı ve aynı tür batış,
Aynı yolcu ve ölü sayısı,
Hatta iki gemi de batarken orkestranın ilahi çalmasına kadar…
Bir kez daha okuyun ve düşünün…
İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanında Titan´ı 70.000 ton
ağırlığında yazmıştı; Gerçek Titanik ise 66.000 tondu.
Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisi de 3000’er yolcu taşıyorlardı.
Gerek romandaki hayali Titan´a gerekse de gerçek Titanik´e Avrupa´ nın sayılı
zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi. Daha sonra Robertson öyküye; gemi hızla su
aldığını. Alarm verildiğini, filikaların indirilerek, önce kadınlar ve çocuklar
bindirildiğini, yardım çağrıları yapılırken, Avrupa´nın en ünlü ve zengin ailelerinin
mensuplarnın birbirlerine ebediyen veda ederken, dev yolcu gemisi Titan’ın buzlu
kutup sularına hızla gömüldüğünü anlatarak devam ediyordu.
Büyük kehanet farkedilmiyor…

Morgan Robertson başarılı olamadı, kitabı satmadı, daha sonra yazdıkları da ilgi görmedi. Bunalıma girerek, bir hastanede psikolojik tedavi gördü. Sonra yeni biröykü yazdı, bir Fransız dergisinde yayınlanan bu öyküde de, denizaltılardan söz ediyor ve periskopu tarif ediyordu. Ama yine ilgi görmedi. Başarısız bir yazar olarak, Mart 1915´de bir otel odasında ayakta geçirdiği bir kalp kriziyle yaşama veda etti. Asıl inanılmaz olay burada çünkü Robertson mart 1915´de öldü. Yani gerçek Titanik´ in batışından üç yıl sonra…Ve hiç kimse Robertson´la ilgilenmedi, yine kimse farketmedi ve hiç kimse onun 14 yıl önce Titanik´i aynen nasıl anlatabildiğini merak etmedi.
Kimse onu anımsamadı, ta ki 1980´lerde inanılmaz olaylarla ilgili araştırmalar yapılıncaya kadar… Morgan Robertson;Titanik batmadan 14 yıl önce, gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı ? Raslantımıydı? O, başarısız bir yazar olarak tarihin karanlıkları arasında kayboldu, şimdi ise ruhu hatırlanmanın sevinci içinde olmalı… Kehanet sıradan bir iş değil, ve asıl gizem kendi yapısında, ne zaman ve nerede ortaya çıkacağı hiç belli olmuyor; oysa gelecekte nelerin olacağı konusunda çevremiz sayısız ipucu dolu; yeter ki görmek için çaba gösterelim. Titanik´ in gizemi burada da bitmiyor. Biri daha var;

“Denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz…”
Kanada, Winnipeg´de Rosedale Metodist Kilisesi´ndeyiz, Rahip Charles Morgan bir pazar sabahı erkenden kalkmış, o günkü ayin için hazırlık yapıyordu. Okunacak ilahinin numarasını karatahtaya yazdı. Tüm hazırlıklarını bitirdikten sonra, ayine kadar biraz uyumak amacıyla odasına çekildi ve derin bir uykuya daldı. Birden kendini çok canlı ve etkin bir rüyanın içinde buldu. Karanlıkların içinde, dev bir kütle vardı, dalgaların sesleri duyuluyordu, çanlar çalıyor ve Rahip Morgan´ın çok uzun yıllardır işitmediği bir ilahi duyuluyordu. Rüya o kadar etkili ve rahatsız ediciydi ki, Morgan uyandı, ilahi ve çan sesleri kulağından gitmiyordu. Saatine baktığında, fazla zaman geçmemiş olduğunu gördü, rüyanın kötü etkisinden kurtulmaya çalışarak yeniden uyumaya çalıştı ve yeniden uykuya daldı. Rüya tekrar başladı, ilahi, çan sesleri, karanlık, dalga sesleri ve devrilen dev kara kütle. Morgan bu kez, panikle uyandı ve kendini boş kiliseye attı, karatahtaya giderek o bir türlü kulaklarından gitmeyen ilahinin numarasını yazdı. Ayin saati gelmişti, cemaat toplanıyordu, Rahip Morgan ilahiyi başlattı, notalar kilisede çınlarken, aynı anda binlerce mil ötede okyanusun ortasında aynı ilahi buzlu denizi çınlatmaktaydı; “Duy, Kutsal Baba, Sana denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz.” İlahi biterken, Rahip Morgan´ın gözlerinden yaşlar akıyordu. Aynı günün sonraki saatlerinde, Rahip ilahiyi okudukları sırada Atlas Okyanusu´nun derinliklerinde büyük dramın yaşandığını öğrendi. O gün, 14 Nisan 1912´idi ve Atlantik´in kuzeyindeki buzlu sularda Titanik suların içinde yokolmuştu.
Titanik’de bir gariplik var…
Titanik battığında, ünlü İngiliz gazeteci William T. Stead gemide bulunuyordu.1892 yılında Stead hikayeler yazarak yaşamını kazanıyordu. Gazeteciliğinin yanısıra Stead, ölüm ötesi ve Spiritüaliizm ile yani Ruhçuluk’la da ilgileniyor, araştırmalar da bulunuyordu. O yıl yazdığı kısa hikayelerden birinin adı neydi biliyormusunuz? “Titanik” ve yine Titanik´den 20 yıl önce…YineTitanik´de olduğu gibi, Stead´ın hikayesindeki Titanik´de bir buzdağına çarparak batıyordu. Ve Stead´ın yazdığı hikayede, Stead kendisini kazadan kurtulan biri olarak anlatıyordu. Ve; 20 yıl sonra gerçek Titanik batarken, o buzlu ve soğuk denize gömülenlerden birisi Stead´ ın gerçekten kendisiydi. Ama; sonu romandaki gibi olmadı çünkü kurtulamayacaktı. Zira bu roman gerçekti ve başka bir romancı tarafından yazılmıştı. O anda Stead ne düşünmüştü? 20 yıl önce yazdığı hikayeyi düşünüp, kurtulacağına inanıyormuydu? Bunu asla bilemiyeceğiz…

Biri daha var. Ama çok daha sonra; 1935´ de… William Reeves adlı bir denizci bu; İngiltere´den Kanada´ya giden “Titanian” adlı kömür yüklü buharlı gemi; soğuk bir Nisan gecesinde Kuzey Atlantik´de seyrediyordu. Bütün denizcilerin ezbere bildikleri o uğursuz yere; Titanik´in battığı noktaya varmışlardı. Reeves, güverteden denize bakarak yıllar öncesindeki olayları düşlüyordu. Ve o gün Reeves ´in doğum günüydü, olabilir ama Reeves´ in doğduğu tarih çok önemliydi, çünkü Reeves 14 Nisan 1912´ de doğmuştu. Yani Titanik´in battığı günde. İşte tam o günde; Titanik´in battığı günde Reeves doğum gününü; Titanik´ in battığı yerde kutluyordu. Ve birşey oldu… Reeves birden, suların kaynaştığını ve dev bir buzdağının geminin yolu üzerinde belirdiğini gördü. Tam o anda da, köprüden alarm verildi. Uzaklık yeterliydi. Mürettebat gemiyi zamanında durdurdu, buzdağının yanından geçeceklerdi ama olmadı… Çünkü bir saat içinde çevreleri; yüzlerce buz kütlesi tarafından sarıldı. Artık hareket etmelerine imkan yoktu. Reeves ve arkadaşlarının içinde bulundukları Titania adlı gemiyi, ancak 9 gün sonra yetişen buz kırma gemileri kurtardılar. Neden? Buzdağları o korkunç gecenin yıldönümünde, bir grup denizcinin orada bulunmasını mı istemişlerdi ?
Evet… İnanılmaz ama gerçek zira Titanik´ in gizemi şaşırtıcı. Titanik şimdi okyanusun derinliklerinde uyuyor sadece bir kez ziyaret edildi. 1 Eylül 1985´de Amerikalı ve Fransız uzmanlardan kurulu bir sualtı ekibi onu buldu ve görüntüledi. Morgan Robertson; Titanik batmadan 14 yıl önce, gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı, raslantımıydı? William T. Stead 20 yıl sonra içinde öleceği geminin adını ve kendisinin de içinde bulunduğu öyküsünü, hangi raslantı sonucunda yazmıştı? Titania adlı gemiyle, Titanik´in battığı günde doğan ve doğum gününde Titanik´in battığı yerde bulunan Reeves´ in buzdağları tarafından 9 gün hapsedilmesi de raslantımıydı? Düşünür Voltaİre diyor ki; “Belki de raslantı dediğimiz şey; belirli bir şeyin bilinmeyen nedenidir…” Robertson, Stead ve Reeves bizim gibi birer insandılar. Bizler gibi normal ama bilinmeyen yönleri olan insanlar. Her insan gibi… Ve siz de; bilinmeyen raslantılarla her an karşılaşabilirsiniz…
http://www.labyrint.nu/imgsplit.asp?...jpg&area=right
Titanik´den sesler;
Kazadan kurtulanların anıları;
“Kazadan bir gece önceydi, karım başıma Titanik´in sahibi olan White Star Şirketi´nin ambleminin bulunduğu kepi giydirdi, güvertedeydik ve tam o anda gökde bir yıldız parçalara ayrılarak dağıldı. Karım bundan hiç hoşlanmadığını söyledi. ”
Kamarot Arthur Lewis
“Babam heyecanlı, annem moralsizdi ve hayatımda ilk kez onun ağladığını gördüm. Umutsuzdu ve birşeylerin yolunda gitmediğini söylüyordu. Yedi yaşındaydım ve daha önce hiç hiç gemi görmemiştim. Çok büyüktü, herkes çok heyevanlıydı, kamaraya indik, babam anneme yatmasını ve sakinleşmesini söyledi ama annem bütün gece oturdu, ta ki kazaya kadar ve sadece ben kurtuldum. ”
Eva Hart
“Woolston´da yaşıyorduk, okul öğleyin tatil edildi ve Titanik´in limandan ayrılışını görmeye götürüldük. Öğretmenimiz başımızdaydı, sonra Titanik yavaş yavaş iskeleden ayrılmaya başladı; bu onu son görüşümüzdü, Southampton sularında gittikçe uzaklaşıyordu. Yanımda yaşlı bir adam vardı, eliyle iyi şans işaretleri yaptıktan sonra başını salladı, sonra yüksek sesle hiç umut olmadığını söyledi.”
Lois Brown Jacobs
Nasıl battı?

Titanik nasıl battı? O kadar çok kuram var ki; bunların en yenilerinden bir tanesi kasıtlı batırıldığı yolunda; tabii ki sigorta parası için. Ama buzdağının nasıl gemiye çarptırıldığının cevabı yok, yanlız ilginç iddialar ortaya atılıyor. Titanik´in Kuzey Atlantik´in derinliklerinde yattığını hepimiz biliyoruz. Buzdağı, gemiye sancak tarafından çarpmış ve çelik levhaları yarmıştı. Ünlü tiyatrocu Thomas Andrews gemi batarken ön tarafta bulunan beş su geçirmez kamaranın birisindeydi. Çarpmanın hemen ardından kamaralara buzlu deniz suyu dolmaya başladı. Aslında kamaraların sadece birisi delinmişti ama su kolayca diğerlerine de geçti, Andrews olayın tanığıydı yani su geçirmez denilen kamaralar su geçiriyordu. Aynı şey su geçirmez denilen alt bölümlerde de oldu ve Titanik bu yüzden kolayca battı. Jack Thayer, Titanik´in batmadan evvel su yüzeyindeyken iki bölündüğüne inanıyor ve anlatıyondu ama çok kişiye göre kaza böyle olmamıştı fakat 1985´de
Dr. Robert D. Ballard, Titanik´i okyanusun dibinde iki parça olarak buldu. Ballard ve ekibi Titanik´in pruvasından kırıldığını belirledi çünkü yara alınca gerilime dayanamamış ve denizden evvel içeri dolan sert havanın basıncıyla ikiye bölünmüştü. Bugün iki parça birbirlerinden yarım kilometre uzaklıkta ayrı yönlerde duruyor.
Titanik´in batış nedeni söylenceleri az değildir;
* Titanik, kardeşi Olympic´le beraber sigortalanıp, ikisi de kasıtlı mı batırıldı?
* Mürettebat ve Kaptan Smith sarhoş muydular?
* Gemi subayı Murdoch, neden kendini öldürdü?
* Kaptan Smith´in de intihar ettiği, telsizle gerçekten bildirilmiş miydi?
* Niçin görevliler dürbünle çevreyi gözlemediler? Oysa bu yapılsaydı, buzdağı çok önceden görülebilirdi.
* Titanik buzdağını son anda görüp dönmeye çalışırken, önce kıçından sonra da önünden iki defa mı yara aldı.
* Su geçirmez bölmeler neden açıktı?
* Söylendiği gibi Californian adlı gemi veya bilinmeyen bir diğer gemi, Titanik´i batarken görmesine rağmen yardıma gelmedi mi? Kurtulanlardan birçok kişi, bir geminin ışıklarını gördüklerine dair yeminler ediyorlardı.
Bunları biliyor musunuz?
* Biliyor muydunuz… Bazı yolcuların köpekleri güvertede bulunan köpek kulübelerindeydi. Bunlardan birisinin değeri 750 £´du ve 1912 yılında bu miktar çok büyük bir paraydı. Bugünkü değeri 300.000 £ olarak hesaplanıyor.
* Biliyor muydunuz… İkinci Dünya Savaşı sırasında, adı “Titanic” olan bir propaganda filmi yapıldı. Gemide gizli olarak bulunan bir Alman subayının hikayesiydi.
* Biliyor muydunuz… Yolcuların bazıları, gemi batmadan biraz evvel, jimnastikhanede bisiklete biniyorlardı.
* Biliyor muydunuz… Titanik´in birinci sınıf kamaralarının ve dinlenme salonunun bazı pencereleri ve kepenkleri, İngiltere Alnwick´de bulunan White Swan Oteli´nden alınmıştı.
* Biliyor muydunuz… Titanik´den kurtulan gemi subaylarının ve mürettebatın hiçbirisi yaşamlarının kalanında mesleklerini sürdürmelerine rağmen asla kaptan olamadılar.
* Biliyor muydunuz… Titanik, Southampton´dan ayrıldıktan hemen sonra kömür depolarında yangın çıkmış ve söndürülmüştü.
* Biliyor muydunuz… Kurtulanlardan birisi olan gemi subayı Murdoch, gemi batmadan evvel intihar etti, aslında elindeki tabancayla kalabalığın filikalara hücüm etmelerini engellemekle görevliydi.
* Biliyor muydunuz… Gemi batmaya başladıktan sonra uzaklaşan ilk cankurtaran filikasında sadece 28 kişi vardı, oysa filika 64 kişilikti.
* Biliyor muydunuz… Titanik limandan ayrılmadan evvel demirlerini alırken, çıpaların birisi yakınındaki bir geminin iplerine takıldı ve neredeyse onu batırıyordu ve geminin adı Titanik´in asla göremeyeceği limanın adıydı; “New York”
* Biliyor muydunuz… Faciadan hemen sonra, New York´da bir söylenti yayıldı; Titanik´in batış nedeni bulunmuştu çünkü kargonun konulduğu yerin gizli bir bölmesinde demir kafesli bir sandığın içinde bir lahit vardı. Lahit ve içindeki Mısır kralının mumyası, ABD´de gizlice satılmak üzere eski eser kaçakçıları tarafından gemiye yüklenmişti. Mısır inançlarına göre bu hırsızlık, tanrılara karşı bir hakaretti ve Anubis´in kudreti buna izin vermezdi. Tanrılar Titanik´i batırdı ve mumya denizin dibini boyladı. Belki… İki yıl sonra, söylenti yine başladı ama bu kez farklıydı; mumya batmadan evvel kaçırılmıştı yani gemide bulunan kaçakçılar veya kaçakçı gemicilere rüşvet vererek, mumyayı ambardan çıkarttırmış ve bir filikaya yükletmişti. Ve şirketin subaylarından birisi bu öyküyü onaylıyordu. Sonra kaçakçı rüşvet vermeye devam ederek, mumyayı Carpathia gemisine yüklemeyi de başararak, New York´a getirdi. Ama şansı orada sona erdi, satış yapılamadı, kimse mumyayı almıyordu. Kaçakçılar mumyayı geri götürmeye karar vererek, bu kez Empress Of Ireland adlı gemiye yüklediler ve Empress Of Ireland´da battı ama mumya yine kurtarıldı ve Ameriya´ya geri döndü. Sonuncu kez yine bir gemiye yüklenerek, yola çıkarıldı ama kader kararından dönmüyordu. Üçüncü gemi de torpillenerek batırıldı. Geminin adı Lusitania´idi. Kimliği bilinmeyen gizemli firavun sonunda huzura kavuşmuştu.
* Biliyor muydunuz… Titanik mitleri neredeyse sonsuzdur. Örneğin Kaptan Smith´in bir bebeği kurtararak, bir filikaya kadar yüzerek götürdüğü ve sonra yine yüzerek geriye döndüğü ve gemiyle beraber battığı anlatılır. Weekly World News gazetesine göre olay gerçektir. Titanik´de bulunan altınların ve mücevherlerin miktarı bilinmiyor zaten kargo kesin olarak belgelenmemişti; ama gemide kesin olarak bulunan Ömer Hayyam´ın el yazması mücevher işli “Rubaiyat”ı büyük kayıptı. Kargo listesinde, bir de yeni Renault otomobil vardı,








Alıntıdır....
Logged
Maceracı Kız

Çalışkan Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 81


LaRa bİr eFsAnE BeNiM İçİn kAlBiMdE!


« Yanıtla #1 : Temmuz 01, 2008, 08:58:59 ÖS »

yaa bence çok kötü bir şey yaaa....bu sırada saol!güzel paylaşım...bi de adam nasıl tahmin mi etmiş artıkk yoksa geleceğimi
 
görüyo artık bilemiyorum valla...ama bana çok garip geldi....sizce öyle değil mi ammaa!!!
Logged
marchen

Çalışkan Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 96



« Yanıtla #2 : Temmuz 01, 2008, 10:13:45 ÖS »

Titanik deniz denemeleri için Belfasttan ayrılıyor. 2 Nisan 1912
Birleşik Krallık

Tipi: Transatlantik
Sahibi: White Star Line
İnşası: Harland and Wolff Tersanesi, Belfast, İrlanda
Kaptan: Edward John Smith
Liman kaydı: Liverpool, İngiltere
Üretimi: 31 Mart 1909
Denize inişi: 31 Mayıs 1911
Sefere çıkışı: 10 Nisan 1912
Akıbeti: Saat 23:40'da buzdağına çarptı (14 Nisan 1912). Saat 2:20'de battı (15 Nisan 1912). Enkazı 1985'te bulundu.
Genel Özellikler
Tonajı: 46.328 groston
Uzunluk: 882 fit 9 inç (269 m)
Genişlik: 92 fit 6 inç (28 m)
Yükseklik (azami): 63 metre (omurgadan direğin tepesine kadar.)
Güç: 24 çift-sonlu ve 5 tek-sonlu İskoç buhar kazanlarından 215 psi basınç. İki yandaki pervaneler için iki adet dört silindirli üç genişlemeli karşılıklı hareket eden motorların herbiri 16000 bg (12 MW) güç üretiyor. Merkez pervane için bir düşük basınçlı (7 psi civarında ) buhar türbini 18000 bg (13.5 MW) güç üretiyor. Toplam 50,000 bg (37 MW)
Tahrik kuvveti: İki, tunç, üç kanatlı, yan pervaneler ve bir, tunç, dört kanatlı, merkez pervane.
Hız: 23 knot (42,5 km/sa.) (26,4 mil/sa.)
İnsan Kapasitesi: 1912 - Toplam 2.223
Birinci Sınıf:329
İkinci Sınıfı:285
Üçüncü Sınıfı:710
Mürettebat:899
Titanik, ilk ve son seferini 15 Nisan 1912'de yapan büyük bir yolcu gemisidir.

Gemi İngiltere'nin Southampton limanından yola çıkmış, Newfoundland'da bir buzdağına çarparak batmıştır. Gemide bulunan 2.207 yolcudan 1.513'ü ölmüştür. Kaza, bu büyüklükteki bir gemide yeterli filikanın bulunmaması ve kaza hakkında oluşturulan komplo teorileriyle de efsaneleşmiş, Titanik ve yolcuları onlarca filme konu olmuşlardır.

Yapımında o günlerde üretilen en kaliteli çeliğin kullanıldığı Titanik'in inşasında 20.000 irlandalı işçi çalışmıştır. Geminin batmasında, çok sert ve dolayısıyla esnekliği çok az olan bu kaliteli çeliğin payının da olduğu düşünülmektedir. (bu bilgi yanlıştır!) Yapımcıları ve mühendisleri, en kötü ihtimalde, yani Titanik'in aynı büyüklükte başka bir gemiyle çarpışması durumunda bile batmasının en az iki gün alacağını, bu süre içinde de mutlaka yardım ulaşacağını varsaymışlardı. Ancak düşünüldüğü gibi olmamış ve gemi üç saat gibi kısa bir süre içinde Kuzey Atlantik'in buzlu sularına gömülmüştür.

Birinci sınıf kamaraların 55.000 dolara (günümüz değeriyle yaklaşık 2 milyon dolar) satıldığı yolculukta Avrupa ve ABD'nin en zenginlerinin yanı sıra geminin yapımcısı Thomas Andrews de yer alıyordu.

1985 yılında denizbilimci Robert Ballard, Titanik'in enkazını yaklaşık 3.800 metre derinlikte bulmayı başardı. Ancak kazada ölenlere duyulan saygı nedeniyle enkazdan hiçbir şey çıkarılmadı

Geminin özellikleri Bandırası : İngiltere, Liverpool
Şirket : White Star Line Company
Gemi Adı : Royal Mail Ship (R.M.S)TITANIC
Uzunluk : 271 metre
Eni : 28 metre
Derinlik : 29 metre
Yükseklik : 63 metre (omurgadan direğin tepesine kadar.)
Grs.Ton : 48.328 t.
Dep.Ton : 66.219 t.
Yolcu K. : 3.547 kişi
Mürettebat : 910 kişi

Tarihin Ağırlığı

Titanik'in baş kasara bölümünde hâlâ bocurgatlarına (önde) bağlı haldeki çapa zincirleri hüzün verici karanlıkta seçilebiliyor. Gemi ilk Atlantik aşırı yolculuğunda dönemin teknoloji harikalarıyla ve lüks eşyalarla donatılmıştı.
Başın Öne Eğilişi

Baş kasaranın yan küpeştesinden çekilmiş bu görüntü, Titanik'in en bozulmamış bölümü olan pruvanın ötesinde gittikçe karanlığa gömülüyor. Geminin batmasıyla birlikte, kıç tarafından koparak ayrılan pruva battı ve su yüzeyinin 3700 metre altında çamura saplandı. Havayla dolu halde batan kıç taraf ise basınç farkı yüzünden patladı ve paramparça oldu. Yolculuğa yaklaşık 2200 yolcu ve mürettebat katılmıştı; ama sadece 700'ü kurtulabildi.
saçma ama gerçek olsada TİTANİC İN DE bir kardeşi var.
Belkide bütün zamanların en ünlü gemi kazası Titaniktir. White Star Denizcilik, Titanik'i ve kardeşi Olympic'i denizlerde seyreden en büyük, en iyi ve en güvenilir gemiler olarak yapmışlardı
« Son Düzenleme: Temmuz 01, 2008, 10:38:27 ÖS Gönderen: marchen » Logged
Maceracı Kız

Çalışkan Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 81


LaRa bİr eFsAnE BeNiM İçİn kAlBiMdE!


« Yanıtla #3 : Temmuz 01, 2008, 10:36:31 ÖS »

ooo laradelisi'ne deee ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum!!!bu sırada flood yaptıysam özür dilerimm!!
Logged
marchen

Çalışkan Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 96



« Yanıtla #4 : Temmuz 02, 2008, 05:41:25 ÖS »

İşte bunlarda Titanic ve Olimpic ve ayrıca Britanic gemiside Titanicin 3 kardeşinden biri
olympıc

tıtanıc

brıtanıc


Denizlerin üç kız kardeşi: Olimpik, Titanik, Britanik

1900'lü yılların başlarında, ülkelerarası ulaşım gemilerle gerçekleşiyordu. Dönemin ünlü firmaları daha fazla yolcuyu, kısa sürede taşımak için gemiler yaptırıyordu. Olimpik, Titanik ve Britanik böylesi bir ortamda doğdu.

Yüzyıllar boyunca insanları çeşitli nimetlerinden faydalandıran deniz, çeşitli rekabetlere de tanıklık eder. 20'inci yüzyılın başlarında İngiltere'de faaliyet gösteren iki firma; Cunnard ile White Star Line, söz konusu rekabetin mimarları olur. Cunnard'ın daha hızlı ve lüks gemiler yapmaya başlamasıyla White Star Line firmasının yolcu sayısı önemli oranda düşer. Bunun üzerine White Star Line sektörü tekrar ele geçirmek adına bir plan yapar ve hemen uygulamaya koyar. Firma sahipleri daha önce hiç yapılmamış olanı deneyerek Olimpik Sınıfı'nda üç gemi inşa ettirirler. Gemilerin, Cunnard'ınkilerden yaklaşık 30.5 metre daha uzun, daha hızlı, 3 bin 500 kişiyi taşıyacak kadar geniş olması düşünülür. İsimleri de aynı aileden olduklarını gösterecek şekildedir: Olimpik, Titanik, Britanik (Giantik). Firma sahiplerinin İrlanda (Keltik) kökenli olması gemilerinin adının "ik" ile bitmesinin başlıca nedenidir.

Denizaltı batıran gemi: Olimpik

White Star Line'ın, "Olimpik Sınıf"a ait ilk gemisi Olimpik, bu grubun batmayan tek üyesidir. 20 Kasım 1910 yılında inşa edilen Olimpik, sefere çıktığı ilk günlerde HMS Hawke ile çarpışır. Belfast'ta tamir edildikten sonra 30 Aralık 1911'de denize geri döner. Kız kardeşi Titanik'in 1912 Nisan'ında batmasıyla altı ay boyunca güvenliğe yönelik bazı eklemeleri yapılır. Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, büyüklüğü nedeniyle hedef olabileceği düşünülerek denize açılması durdurulur.

Savaşın ardından tekrar seferlerine başlayan Olimpik, daha sonra alınan bir kararla askerin taşınmasında kullanılır. Denizcilik dünyasında meşhur olan renkli görüntüsüne de burada kavuşur. İçindeki lüks ve özel bölümler çıkarıldığı için her seferinde yaklaşık 7 bin asker taşır.

1918 Mayıs'ında bir Alman "U-boat" ile karşılaşan Olimpik, direkt olarak onun üzerine giderek denizaltıyı batırır. Böylece, tarihte ilk kez ticari bir gemi, denizaltını batırmış olur. 1934 yılına kadar oldukça etkileyici bir kariyer yapan ve"Yaşlı Güvenilir" (Old Reliable) adını alan Olimpik, 1937 yılında parçalanmak üzere satılır. Taşıdığı 10 binlerce insanı, seferleri sırasındaki ilginç olayları ve göz alıcı renkleriyle Olimpik, denizcilik tarihinde kalıcı bir iz bıraktı.

"Titanik batmaz" sözü, keşke gerçek olsaydı!

White Star Line gemilerinin vizyonunu tam olarak yansıtan Titanik, genişliği ve hızının yanı sıra o dönemde yapılan en lüks gemilerden biridir. Olimpik'ten edinilen deneyimden yola çıkılarak ve yeni eklemelerle yapılan Titanik, "dünyanın en büyük transatlantiği" unvanını alır. Yapımında kullanılan teknikler ve mühendislik tasarımı çok övülür ve "batmasının mümkün olmadığı" gibi inanışlar yayılır. Özellikle çift tabanlı 16 su tankı kompartımanının geminin ortasından geçmesi ve onun kapanmasını sağlayan kontrol mekanizmasının ana merkezden uzak oluşu, geminin batmamasını sağlayan unsurlar olarak gösterilir. Oysa büyük umutlar bağlanarak denize açılan Titanik, henüz ilk seferini yaparken içindeki yüzlerce yolcu ile sulara gömülür.

Kimi uzmanlara göre, Titanik'in batmayacağına inancı kuvvetlendiren kompartımanın merkeze yakın olmaması, geminin batışına neden olan ana etkendir.

Britanik'in kaderi kardeşlerinin kaderine benzedi

Titanik faciasından sonra "olimpik sınıfı" gemilerin üçüncüsü ve sonuncusu 1914'te denize açılır. Giantik adı altında yapıldığı iddia edilen geminin Titanik faciasından sonra Britanik ismini aldığı söylenir. Diğer iki kız kardeşinden edinilen deneyim ile daha fazla özen gösterilen Britanik, üç geminin en küçüğüdür. Denize açıldığı yıllarda Birinci Dünya Savaşı sürmektedir ve bu nedenle Britanik ticari bir yolcu gemisi olarak kariyerini yapamaz. Yaralı asker taşıyan Olimpik gibi hastane gemisi olarak görev yapar. Titanik gibi ömrü çok kısa sürer ve aldığı bir torpido yarasıyla 55 dakika içinde batar. Titanik ve Britanik gemilerinin kısa süren kariyerlerinden sonra White Star Line şirketi çok fazla ayakta kalamaz. Olimpik, kız kardeşlerine oranla uzun süre denizde kalır ve efsane üçlünün en dayanıklı gemisi olarak tarihe geçer.
ALINTIDIR.
<!-- / message --><!-- sig -->
Logged
marchen

Çalışkan Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 96



« Yanıtla #5 : Temmuz 04, 2008, 06:42:57 ÖS »

vBuda bir teori
White star line şirketi önceden yokmuş.
kurucu adamın (adını bilmiyorum)babası bir kazıda mumya bulmuş ve onu yerinden oynatmış ve çıkarmış
Adam olduğu yerde naletlenmiş.
Bu adamın çocuğu WHİTE STAR LİNE şirketini kurmuş ama babası mumyayı oynatıp yakınlarını naletleyince
şirketin ürettiği gemiler teker teker batmış bazıları ise yanmış.
WHİTE STAR LİNE son paralarını bu devasa 3 gemiye adamış.TİTANİC OLYİMPİC VE BRİTANNİC
Ama nalet bu WHİTE STAR LİNE nin yaptığı ilk gemi Olyimpic bir askeri gemi ile çarpışmış ve ağır hasar almış hangar da bakım yapılan Oyimpic yine hangarda nedeni bilinmez bir yangınla kül olmuş.Titanic ise bir buz dağına çarpıp ölümcül bir darbe alıp Atlantik okyanusuna gömülmüş.WHİTE STAR LİNE nın güveneceği tek gemi ise artık 3. kız kardeş olan Britannic miş. bu devasa gemide yolcu taşımak için üretilmiş ama WHİTE STAR LİNE nın isteği dışında gemiye el konulup hastahane olarak kullanılımış ne yazıkki 2 kız kardeşle aynı kaderi paylaşmış ve Alman deniz altısı tarafından batırılmış.Bu batışla adeta WHİTE STAR LİNE de batmış.
Bu mumya şöyle demiş beni yerimden oynatanları SULARA GÖMERİM!
Britannic

RMS Titanic

Olyimpic
« Son Düzenleme: Temmuz 05, 2008, 12:26:57 ÖS Gönderen: marchen » Logged
tropical_fruit

TR Hastası
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 421


The Last Airbender..


« Yanıtla #6 : Temmuz 06, 2008, 12:24:37 ÖS »

Ben bu hikayeleri biliyodum zaten.. Paylaşım için teşekkürler..
Logged
AnnaMaria

Moderator
Süper Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 579


I need Thor's belt to get his hammer;and I need the hammer,to kill a god!


« Yanıtla #7 : Temmuz 06, 2008, 02:52:30 ÖS »

P.İ.S.
 
Paylaşım İçin Sağol
Logged
PENTAGRAM

Çalışkan Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 83


Dark Is The Sunlight


« Yanıtla #8 : Temmuz 06, 2008, 08:11:13 ÖS »

acayip bi rastlantı güzel bi hikaye. ben sadece rastlantı diyebilirim çünkü benim inancımda kehanet lanet gibi kavramlar yok inanmamda öyle şeylere yazılanlar doğruysa sadece rastlantı diyebilirim ama çok güzel bi paylaşım teşekkürler
Logged
EmİRhaN

Tecrübeli Üye
TR Hastası
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 385


Why Should I Care


« Yanıtla #9 : Temmuz 19, 2008, 06:32:29 ÖS »

hepinize tek tek teşekkür ederim çok güzel bir paylaşım olmuş hep beraber çok güzel hazırlamışsınız titanic in filmini izlemiştim çok güzeldi ve çok mantıklı bir şekilde anlatılmıştı filmde nasıl battığı
Logged
sanart2000

Tecrübeli Üye
Çalışkan Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 66



« Yanıtla #10 : Temmuz 19, 2008, 10:23:25 ÖS »

Gerçekten enteresan şeyler.Paylaşım için herkese teşekkürler   Tesadüf sandığımız olayların altında kimbilir neler var.Mumyanın laneti de ilginçmiş. 
 
Aslında bu anlatılanlardan da güzel bir tomb raider oyunu çıkar
Logged
marchen abz

Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7


The Legend Contınues


« Yanıtla #11 : Eylül 10, 2008, 04:14:08 ÖS »

Evet mesellara Titanic e dalıp Bir şeyler araştırır.birşeyler alır
Logged
KingArthur

Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 15


The Legend Contunues


« Yanıtla #12 : Eylül 20, 2008, 11:44:53 ÖS »

Bu saatten sonra lütfen  15 yaş ve üzeri
 
Titanic'in sahibi The White Star Line diye bi sirketmis. Bu firmanin ortaklarindan olan Sir James Cole'un babasi, vakti zamaninda, Misir'da Ramses mumyasinin kazilarina katilan 70 kisiden biriymis. Bu yuzden ailesiyle birlikte sonsuza dek lanetlenmis. Mister Cole, kazilardan kisa bi sure sonra diger arkadaslari gibi esrarengiz bi sekilde hastalanip olmus. Ustelik cenazesini tasiyan gemi de Akdeniz'de kaybolmus.   

Oglu James ise hayati boyunca bu lanetten nasibini almis. Annesi ve kiz kardesini evlerinde cikan bi yanginda kaybetmis. 18 yasina kadar yetistirme yurdunda yasamak zorunda kalmis. Yine de basarili bi is adami olup, The White Star Line adli bir deniz tasimaciligi sirketine ortak olmus. Ancak babasinin katildigi kazinin 20'inci yilinda sirketin gemileri tek tek talihsiz kazalar gecirmeye ve batmaya baslamis.   

Sirket bi turlu kazalarin onunu alamamis. Ustelik basin da uzerine geliyor, her gun boy boy elestiri yazilari cikiyomus. Sirketin zarari feci boyutlara ulasmis. The White Star Line son kozunu oynamaya karar vermis. Tum mal varligini uc buyuk, super luks gemiye yatirmis. Bu gemilerin adlari Olympic, Titanic ve Britannic'mis.   

Bu uc geminin de uzerinde bi lanet varmis. ?lk gemi Olympic, 1911'de, Atlantik Okyanusu'nda bi buzdagina carpmis. Tamir icin getirildigi tersanede cikan bir yanginda da tamamen yanmis. Titanic illegal bir sekilde mumya tasidigi soylentilerine ragmen 1912 yilinda ilk seferine cikmis. Titanic'in trajik hikayesini herkes bilir; onun da yoluna bi buzdagi cikmis. Britannic ise 1. Dunya Savasi sirasinda Atina aciklarinda, 1916 yilinda meydana gelen bi patlamada batmis. Kisa sure sonra The White Starline sirketi denizcilikten cekildigini aciklamis.   

James Cole'un babasinin katildigi kazida mumyasi cikartilan Ramses'in laneti ise soyleymis: " Beni yerimden oynatan herkesi sulara gomecegim".
ALINTI
Kaynaklar
http://images.google.com.tr/images?q=ramses+resimleri&hl=tr&rlz=1G1GGLQ_TRTR257&um=1&ie=UTF-8&sa=X&oi=images&ct=title
 
 
http://www.maritimequest.com/liners/liner_index_pages/t.htm
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


Google ve orumceklerin son ziyareti Aralık 11, 2008, 05:29:57 ÖS